Yeni yazılar, kayıtlar ve kişisel notlar

04.07.2026

Genel Kafalar

Nükhet’in Defterinden

  "İçimde şaha kalkmış atı her an dizginlemeye çalışmanın yorgunluğu var." Bu cümleyle başlıyordu Nükhet'in kitabı.   Yazmaya başlayalı epey olmuştu ve kitabın varlığını kendisinden başka bilen yoktu; evin emektarı Suzi bile. Nükhet, çocukluğundan beri yaptığı şeylerin fark...

 

“İçimde şaha kalkmış atı her an dizginlemeye çalışmanın yorgunluğu var.”

Bu cümleyle başlıyordu Nükhet’in kitabı.

 

Yazmaya başlayalı epey olmuştu ve kitabın varlığını kendisinden başka bilen yoktu; evin emektarı Suzi bile.

Nükhet, çocukluğundan beri yaptığı şeylerin fark edilmemesinden içten içe rahatsız olurdu. Söylemeden görülmek, anlatmadan anlaşılmak isterdi. Çünkü ona göre bazı şeyler dile gelince büyüsünü kaybederdi.

Zaman zaman Suzi anlardı onu. Annesi çalışan bir kadın olduğu için Suzi ile büyümüştü. Suzi’nin günde iki paket Samsun 216 içmekten yıllar içinde çatallaşan sesinden dinlediği masalları hâlâ hatırlardı Nükhet. Onun yaptığı elmalı turtanın kokusu ile boğazı şiştiğinde demlediği ıhlamurun tadı, çocukluğundan kalan en canlı anılar arasındaydı. Evlerinin balkonundaki çiçeklerle konuşmayı da Suzi’den öğrenmişti.

“Onların da canı var kuzum, onlar da sevilmek ister” derdi Suzi.

Belki de Nükhet, insanları anlamaya tam da o günlerde başlamıştı. Birini yargılamadan önce neden öyle davrandığını düşünmek, Suzi’den öğrendiği masallar kadar eski bir alışkanlıktı. Belki bu yüzden, okuduğu romanlarda da karakterlerin yaptıklarından çok, yapamadıklarına takılırdı.

Gizli defterine bir gün şu satırları düştü:

Vaktiyle Raskolnikov’u anlamıştım sanırım. Kimi okur onu anlamaya çalışmış, kimisi ise suçlamakta tereddüt etmemişti.

Peki, bir karakteri gerçekten “doğru” biçimde okuyabiliyor muyuz? Adalet terazimizi onun yaptıklarına göre mi kuruyoruz, yoksa biraz da okurun kendi iç dünyasına, yaşadığı buhranlı günlere göre mi kesiliyor hüküm? Bir romandaki ya da filmdeki karakteri ne kadar objektif anlayabiliriz? Gerçekten karakterin iç dünyasına girip hayata bakışını görebiliyor muyuz?

Raskolnikov’u düşündüğümde, yaşadığı dönemin yoksulluğu içinde yalnızca karnını değil, anlam arayışını da doyurmaya çalışan bir insan beliriyor zihnimde. Belki de asıl meselesi hayatta kalmak değil, varoluşunun nedenini bulmaktı. Onu suçlayan okurların, hayata tutunacak bir tutamağı olmadığını gözden kaçırdığını düşündüğüm zamanlar oldu. 

Belki de bir karakteri okurken, biraz da kendi yaralarımızı okuyoruz.

Visited 4 times, 2 visit(s) today

Yazar

Gulten Karacam

Bu yazı Genel Kafalar arşivinde yayınlandı. Okuma süresi yaklaşık 2 dakika.

Yayın
04.07.2026
Okunma
7
Kategori
Genel Kafalar
Ana sayfaya dön

Son Yazılar

Her Renk Biraz Laciverte Benzer, İyi İstirahatler Küçük İskender. 03.07.2026 Rekabet Ve Spor, Kobe’nin 81. Canım Çok Sıkkın. 11.03.2026 Kentsel Dönüşemiyor Her Aşk 08.03.2026 kabuğunda mektup 27.04.2025