Yeni yazılar, kayıtlar ve kişisel notlar

01.08.2026

Genel Kafalar

Bagajdaki Kadehler

İnsan bazen yolunu yaptığı planlarla değil, bozulan planlarla buluyor. Benim yolculuğum da öyle başladı. 2018 yazıydı. Önce arkadaşlarla düşündüğümüz tatil planı iptal oldu. Ardından bir arkadaşım birlikte gidebileceğimizi söyledi. Tam "Bu kez olacak," derken, o plan da iki...

İnsan bazen yolunu yaptığı planlarla değil, bozulan planlarla buluyor. Benim yolculuğum da öyle başladı.

2018 yazıydı. Önce arkadaşlarla düşündüğümüz tatil planı iptal oldu.

Ardından bir arkadaşım birlikte gidebileceğimizi söyledi. Tam “Bu kez olacak,” derken, o plan da iki gün sonra suya düştü.

Sanki önüm açılmadan önce bütün kapılar sırayla kapanıyordu. O gün kendi kendime, “Neden olmasın?” dedim.

Uzun zamandır aklımın bir köşesinde duran şeyi sonunda yaptım.

Decathlon’a gidip temel kamp ekipmanları aldım. Çadır… Uyku tulumu… Mat… Kafa lambası…

Liste uzayıp gidiyordu ama heyecanım hepsinden büyüktü.

Çadırı evin salonunda prova ettim. Ertesi gün ise gerçek sahne Kuşadası’ndaydı.

Kamp alanına vardığımda çadırı evde kurmakla doğada kurmanın aynı şey olmadığını anladım. Birkaç kişinin yardımıyla çadırımı kurabildim.

Henüz çadırı yeni kurmuştum ki genç bir çocuk yanıma geldi: 

“Akşam mangal yapacağız. İsterseniz siz de gelin.”

Önce reddettim. Kimseyi tanımıyordum.

Bir süre sonra tekrar geldi: “Gerçekten bekleriz.”

Bu kez gittim.

Birkaç saat öncesine kadar adlarını bile bilmediğim insanlarla aynı sofraya oturdum. İlk dakikalarda biraz çekindim. Sonra sohbet başladı. Mangal yandı, müzik açıldı. O sofrada sadece mezeler değil; kahkahalar, hikâyeler ve yeni dostluklar da paylaşıldı. Günün sonunda sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibiydik.

O akşam anladım ki bazen bütün mesafe, aynı sofraya oturana kadarmış. 

Ertesi gün karavanla gezen gençlerin İzmirli arkadaşları da geldi. Kokusundan dolayı koyun eti yemediğimi söyleyince içlerinden biri: “Dur, onu sana sevdireceğim,” dedi.

Eti zeytinyağı ve kekikle marine edip mangala attı.

Gerçekten de o akşam ilk kez koyun etini afiyetle yedim. Aklımda kalan etin tadı değil, daha birkaç saat önce tanıştığım birinin benim için gösterdiği incelikti.

Bazen insan yıllardır tanıdığı kişilerden görmediği özeni bir yabancıdan görebiliyor.

Kamp alanının müdavimleri de vardı. Bir köşede, arabalarının arkasına ev tipi buzdolabı yükleyip gelmiş üç abi her akşam sessizce sofralarını kurup demlenirdi.

Bir akşam da Mustafa Abi katıldı aralarına. Yetmişine yaklaşmıştı.

Biz çay bardaklarıyla rakı içerken bagajını açıp rakı bardağını çıkardı. Biz gülünce bu kez şarap bardaklarını gösterdi. Ardından bira bardaklarını… Hepsi ikişer taneydi.

Lazım olur.” dedi gülerek.

İçimden, “Tam bir keyif adamı.” diye geçirdim.

Biraz düşününce meselenin keyiften çok alışkanlık olduğunu fark ettim. Belki de insan yaş aldıkça lükse değil, alışkanlıklarına tutunuyordu. 

Yıllar geçti. Çadır değişti, uyku tulumu eskidi. O kamp alanına bir daha gitmedim.

Ama hâlâ bagajından kadeh çıkaran Mustafa Abi’yi, koyun etini bana sevdirmeye çalışan İzmirli arkadaşı ve ilk akşam sofralarına davet eden o genç çifti hatırlıyorum.

O tatil planı iptal olmasaydı muhtemelen birkaç gün bir otelin havuzunda vakit geçirip eve dönecektim. Onun yerine sırt çantamı alıp tek başıma kampa gittim. Fark etmeden güzel anılar kadar güzel insanlar da biriktirdim. 

Bazı planlar bozulmuyor. Sadece yerini, hiç planlamadığımız daha güzel hikâyelere bırakıyor.

 

Visited 4 times, 1 visit(s) today

Yazar

Gülten

Bu yazı Genel Kafalar arşivinde yayınlandı. Okuma süresi yaklaşık 3 dakika.

Yayın
01.08.2026
Okunma
21
Kategori
Genel Kafalar
Ana sayfaya dön

Son Yazılar

Gece Üçte Çilingir 21.07.2026 Bir Masada İki Kişi 13.07.2026 Yolda Birikenler 08.07.2026 Nükhet’in Defterinden 04.07.2026